Yasin Koç'un Kişisel Günlüğüdür..

 

Ülkemiz vatandaşları o kadar garip ki.. Bu yazı yazmak istesem roman olur ama az ve öz olsun anlaşılsın maksatlı yazılan bir yazıdır.

Geçtiğimiz günlerde Anonymous grubunun yaptığı açıklamaya istinaden ortam bir hayli gerilmişti ve bugün olan oldu. Devlet sitelerine öncelik TİB'e olmak üzere saldırı almaya başladı. Tüm bunların arasında karşı koyan tek grup Ayyıldız oldu, o da yetersiz kaldı ve karşı saldırıyı aldı.. Şu sıralar da o da offline durumda..

Şu sıralar TİB büyük server ağının avantajlarından faydalanıyor, ufak bir yazılım geliştirilmiş, hangi server boşsa istekleri oraya gönderiyor ve index.serverno.html olarak sayfaları çağırıyor.. Saldırı alıyor fakat yayında kalmayı bu şekilde başarıyor.. Bence çok da iyi hazırlanmış...

An itibariyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sitesine 2 dk. da giriş yapabildim, Sosyal Güvenlik Kurumu sitesine giriş yapılamıyor.

Tüm bunlar olurken, devlet kurumlarımızın siteleri saldırı alırken, hayret ve ibretle izliyorum ki, bir kısım vatandaş (vatandaş demeye utanıyorum)ın zil takıp oynamadığı kaldı. Sansüre karşı bizim tepkimizi veriyorlar gibisinden düşünceler mevcut. Hımmm, o zaman AKP aleyhindeki kişiler de ABD ile anlaşsın, ABD ordusu Irak'ı işgal ettiği gibi Türkiye'yi de işgal etsin, AKP yi ve orduyu dağıtsın, herşey tam olsun. Kısaca yapılan şey, vatan satmakla eşdeğerdir.

Tarihte her zaman milletimizin sorunları olmuş, ama sorunlarını kendi çözmeyi bilmiştir. Eğer sansür sorunumuz varsa; 40.000 kişi boşuna yürümedi, boşuna eylem yapmadı. Tepkisini ortaya koydu bu millet ve halen de sosyal mecralarda gündemden düşmüyor..

Yapılan şeyin ucu o kadar açık ki anlatılmaz. Ben bunu yapanların darbeci zihniyetiyle aynı olduğunu düşünüyorum kimse kusura bakmasın. Bugün AKP karşısındakilerin sırf AKP düşsün diye darbeye kalkışması ne kadar vatan hainliği ise, şuanda gerçekleştirilen siber saldırıya destek vermek, katılmak gibi eylemlerde bulunmak da o kadar vatan hainliğidir..

Yaptığının farkında olmayan da bir an önce aklını başına toplasın! Bize biz yeteriz! Dış müdahalelere izin vermek vatan hainliğidir!.

Laf nereye gidiyorsa gitsin, kim üstüne alınıyosa alınsın.. Bugün sanal alemde dış müdahaleye destek verenler, yarın gerçek savaşta da onların safına geçerler!.

Ha bu arada çoluk çocuk işi olan DDos saldırılarını bıraksın da gerçek emek gerektiren Script veya DB sızmaları için uğraşsın o adı lasım değil grup. En kolayı da SQL Injection. Buyursunlar.. Önüne gelen hacker olmuş anasını satayım.............

Yasin Koç
PHP Developer - Ysp Owner

Merhabalar,

Bu yazının kaynağı daha önce yazdığım tweetlerim. Orada kısaca, başlık gibi belirttim düşüncelerimi, isteyen @ysnkctr yi takip eder twitter'dan.. Neyse..

Üretim yok, tüketim had safhada. İnternetin genel ve en büyük sorunu. Video, Müzik, Film, E-ticaret, Sosyal ağlar hepsi tavan yapmış durumda. Ulaşabileceği en yüksek pozisyonlara ulaşmış durumdalar bana göre.. Örneğin; 5 kişi oturup yeni bir sosyal ağ projesi düşünmeye başladığımızda aklımıza farklı hiçbişi gelmiyor, gelemiyor. Neden? Çünkü gelenlerin hepsi yapıldı. Facebook, twitter, linkedin, digg, stumbleupon, yelp, delicious vs.. Video konusu belli, en yüksek mertebede youtube var, o bile hala google'a gerekli karı getirmeyi başaramadı, satıldığından beri.. Müzik konusunda pandora, last.fm, tr den fizy gibi örneklerde yeteri kadar yer aldı.. Yani kısaca boşlukların nerdeyse hepsi doldu. Ama hala birileri boşluk var sanıyor ve bunu doldurmanın peşinde koşuyor.. Sonuç olarak da insanların kafasını bulandırmaktan başka bir işe yaramıyor..

Diğer bir konu sosyal medya çağrımları ve gereksiz yer açma endişeleri.. Ben bu konuya baya bi ayrı bakıyorum açıkçası. Sosyal medya nedir ki? Medya zaten başlı başına sosyaldir. Herkesledir, heryerdedir, görseldir, işitseldir veya yazı halindedir.. Biraz gazetededir, biraz dergide, biraz internette, biraz konferansta, biraz fuarda, kısaca her yerde..
Bana göre sosyallik, dışarda, sokakta, restaurantta, cafede, arkadaşta.. Kısaca gerçek hayatta, gerçek kişilerle girilen iletişimin özüdür.. Fakat internet, yani bilgisayar dünyası sanal alemden ibarettir, bu da asosyallik olarak nitelendirilir..
Dikkat ediniz, hergün bissürü araştırmalar yapılıyor, makaleler hazırlanıyor, "kişiler facebook arkadaşlarını beğenmiyorlar", "kadınlar facebooktaki erkeklere güvenmiyor" vs. şeklinde sürüp giden araştırmalar her gün  yeni bir hal alıyor..
Bende size kendimden örnek vereyim; gerçek hayatta arkadaş olarak görüştüğüm 2 yada bilemediniz 3 kişi mevcut. Yakın akrabaları falan da arkadaş kategorisine alcak olursak, 20 bilemediniz 30 olsun. Ama bugün facebook profilime girdiğimde yaklaşık 90 tane arkadaş görüyorum.. Sizce ben bunların kaçını takib ediyorum ki? Toplasanız 15-20 kişinin, eklediği fotoğraflara veya yazdıklarına "ayda bir" yorum atıyorum, gerisinin bağlantılarını komple anasayfamdan kaldırıyorum. Yani sadece arkadaş listesinde duruyor, kendisiyle ilgili hiçbir paylaşımı görmüyorum, görmek de istemiyorum.

Şimdi size bir karşılaştırma yapayım.
En yakın arkadaşınızla bi cafeye gittiniz, bikaç bişi söylediniz, yiyip içiyorsunuz güzel güzel. Belki yeni insanlarla tanıştınız, sohbet ettiniz 3-5 kelime de olsa.. Kafa dağıttınız, stres attınız.. Eğlence mekanına gittiyseniz eğer, eğlendiniz de..
Yada bunları yapmadınız, evde bilgisayarın başına oturdunuz, anne babanızla yada eşinizle dostunuzla yada çocuklarınızla ilgilenmeyi, onlarla oturmayı, sohbet etmeyi kenara ittiniz, facebook'a girdiniz, 1-2 kişiyle "selam naber, iyidir senden naber, benden de iyi" cümlelerinden oluşan yalan sohbetler yaptınız, gereksiz, saçma sapan 1-2 video izlediniz, zamanınızı böyle geçirip gittiniz, ve bitti..

Hangisi sosyallik? İlk yaptığınız mı? Yoksa sosyal ağ denen yerde takılmanız mı? İlk yaptığınızın adı sosyallik, 2. yaptığınız ise asosyallik.

Bilgisayar üzerinde naparsanız yapın, sanal dünyada nerelere ulaşırsanız ulaşın, bunları yaparken her adımda sosyallikten, gerçeklikten bir adım daha uzağa gitmiş olacaksınız bunu unutmayın...

O zaman bu sosyal medya dedikleri de ne?
Bunu attığım twitlerde de belirttim, üretim olmadığı için, üretilenleri format değiştirip yeniden piyasaya sürmek. Tam da olan bu. Medya zaten hep vardı. Başta da belirttiğim gibi medya heryerde, herşeyde, herşekilde.. Medya başlı başına, tüm gereçlerle ilişkilidir.. Sosyal medya diye tabir ettikleri, sosyal ağları daha iyi kullanabilen bir medyadan ibaret ama ne o sosyal ağlar sosyal, ne de medya farklı bi iş kategorisinde.. Kısaca zaten varolanı, yeni bişeymiş gibi yeniden piyasaya sürmek yapılan iş..

Bu işin sonu nereye varacak?
İnsanlar doymak bilmiyor, üretilen üretildi ama hala boşluklar aradıkları için üretilenleri dibine kadar zorluyorlar ve üretilenlerin değerini düşürmekten başka bir iş yapmıyorlar.. Bunun sonucunda bana kalırsa, kısa bi zaman sonra 2. internet balonunun patlamasını seyredebiliriz gibime geliyor..

Nedir bu internet balonu?
Yıllar önce 1. balon patladığında internet belki büyük bi yara almış, yada çok farklı bir alanda gelişmeye başlamıştı. AOL, ICQ, Yahoo gibi devler kenara itilirken, sahneye Msn, Google ve diğerleri çıkıyordu.. O zaman da tam durum buydu. Şimdide aynı durum oldu ve bahse konu olanların hepsi eski etkilerini kaybettiler.. Yakında yerlerine, yenilerini görebiliriz tabii ki.

Sonuç olarak; aynı işler, aynı temeldeki iş ağları, model veya isim gibi şartları değiştirerek bikaç senede bir kendini yeniliyor, bundan sonra da böyle olacak.. Kısaca sürekli, birileri, insanları oyalıyor olacak.

Hiç düşündünüz mü CERN'in deneyleri ne alemde? Uzay teknolojileri ne alemde? Nano teknoloji ne alemde? Bilim dünyası ne alemde? vs..

Şu internette yeni reklam dönemi başladı ya hani.. viral olan.. Asosyal medyanın düştüğü o çukurun bizzat kanıtıdır.. Örneğin; inanılmaz evlenme teklifi ve ona verilen cevaplar falan.. Tüm o asosyallere başarılar dilerim, siz videoları izlemeye ve izletmeye devam edin. İstediğiniz kadar kıvranın, istediğiniz kadar çabalayın, düştüğünüz çukurdan kurtulamayacaksınız :)

Hadin benden bu kadar, kusurum olduysa affola, kimse üstüne alınmasın.

Saygılarımla,
Yasin Koç.

Yok arkadaş denilecek bi olaya şahit oldum bu gece.. TTNet 1 nisan şakası yapmış ama dillere destan. Çalışanlarının kafası güzel galiba demekle yetiniyorum artık, çünkü başka yorumluyacak bişey bulamadım..
Diğer bir ihtimal ise; yaptıkları hatanın farkına vardılar, 1 Nisan şakası yazdılar rezil olmamak için. Bana kalırsa 2. ihtimal, çünkü hatalarını hala telafi etmiş değiller. Saat: 02:55.

http://crysis.ttnetoyun.com.tr/haber/crysis-2ye-12-yamasi-geldi

http://www.playstore.com/haber/crysis-2ye-12-yamasi-geldi

1. linkte görebileceğiniz gibi; indirme linkleri mevcut.
2. linkte de görebileceğiniz gibi; 1 Nisan şakası olduğunu açıklamışlar..

Verdikleri indirme linkleri Crysis'in ilk sürümüne yani Crysis 1'e ait.

Kotalı internet kullanıcıları açısından bakarsak; 360mb'lık bir download söz konusu.. Üstüne son kullanıcıların ısrarla onu yüklemeye kalkmasını da sayarsak, tam bi fiyasko.

Allah akıl fikir dağıtırken TTNet çalışanları neredeydi acaba merak ediyorum!...

Ülkemizde internet kalitesini neden hala bi rayına oturtamadıkları da anlaşılıyor, bu akılla!!!...

Hepimize geçmiş olsun, ne diyeyim..

Saygılarımla,
Yasin Koç

Merhabalar,

İlginçtir, çok uzun zamandır pek örneğine rastlamamıştım. 1-2 gündür kovaladığım ve beni şaşırtan bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Bugüne kadar hep Microsoft gibi şirketlerin tekelciliğinden şikayet edip durduk ama olayın da farkındaydık tabii ki. Ticari politika bunları gerektiriyor zaten ki bunlar da doğal işlemler haline geliyor..
Fakat bunu aşma konusunda da Microsoft ciddi girişimlerde bulunmuş, benim de bugünlere kadar pek haberim yokmuş açıkçası..

Microsoft'un son yıllarda öğrencilere yönelik bazı yatırımları veya yumuşamaları olduğunu duyuyor, biliyordum fakat bu derecesinin de askerliğim yüzünden uzağında kalmışım ne yazıkki.

Bahsettiğim şey Dreamspark.

Öğrenciler veya öğretim üyeleri veya üniversiteler için oluşturulmuş bu platformda Microsoft çeşitli geliştirici araçlarını, kişiler statülerini doğruladığı takdirde bedava kullanıma açıyor(muş)..

Benim üniversite yıllarım çoktan geldi, geçti, bu fırsatı kaçırdık gibiydi de.. Amcaoğlum Kütahya Dpü'de okuduğu için ordan bir deneme yapayım, eğer sorun olmazsa Visual C++ veya Visual Studio kullanımında bedava lisans sağlayayım diye bir düşünceyle daldım Dreamspark'ın sitesine.

İçerik dil listesinde henüz Türkçe bulunmuyor fakat çat-pat ingilizcemle edindiğim bilgiler dolayısıyla;
Listede okulunuz yoksa, okulunuzun dreamspark'a kaydolması gerekiyor. (Bknz)

Dpü'nün listede olmamasından dolayı, herhangi bir kayıt yapamadım ilk olarak. Fakat daha sonra teknik destekten ilgili birime bir form doldurarak konuyu taşıdım.

Özü şu:
üRüN
Windows 64-Bit;Kütahya Dumlupınar University

SORULAR VEYA AçIKLAMALAR
Sorunlu Alan: Other
İleti: Why isn't in the your university list.

Günlerden Cumartesi olmasına rağmen, 1 gün olmadan cevap verdiler. Bu cevapları da beni oldukça şaşırttı. Gönderdikleri cevap metninde, üniversitenin kaydını kendisinin yapması gerektiğini, fakat projeyle ilgilendiğim için sevindiklerini ve beni eli boş döndürmiyeceklerini söylemişler. Altında da tek kullanımlık bi öğrenci doğrulama kodu göndermişler. Dreamspark'ın internet sitesinde Verified sayfasında bu kodu girmemi ve hesabımı aktive etmemi söylemişler. Sevindim ve şaşırdım tabii ki. Yetmemiş, Müşteri Temsilcisi olarak bizzat ismini vermiş ve her türlü destek için destek formundaki subject alanına o ismi yazıp da konuyu belirtmemi söylemiş (belkide otomatiktir bilemiyecem ama pek sanmıyorum) ve ilgili linki de göndermiş..

Önce inanamadım fakat daha sonra talimatlarını yerine getirdiğimde gerçeği gördüm..

Visual Studio 2010 Professional x86 full orjinal lisanslı olarak şuan bilgisayarımda kurulu :) Tüm bileşenleri ile birlikte..

Kendilerine x64 yokmu diye bi soru yönelttim, dreamspark sitesinde bulamadığımdan dolayı. Olumlu bir yanıt döner ve onun içinde bir key verirlerse bu sefer şaşırmamak lasım :)

İlginç... Tabi bu yazımla birlikte sizin de aynı yöntemle bu hizmeti alabileceğinizi de göstermiş bulunuyorum sanırım :D Ahahaha Microsoft kusura bakmasın da ne kadar insan faydalandı o kadar kar. Ah bide MSDN'e şöle bi ulaşım sağlayabilsem, sonra ver elini full C++. PHP'den sıkılmaya başlamıştım zaten :=)

 

Son olarak ülkemizde programlama vb. sektörlerde öğrenim gösteren okullara da biraz sitem etmek gerekiyor. Şayet listede TED kolejini hatta özel bir ilköğretim okulunu da gördüm ve çok şaşırdım. İlk öğretim okulunun olup da DPÜ'nün olmayışı da ayrı bir komedi.

Neyse hadi benden bu kadar, aynı taktikle tüm programcı arkadaşlara iyi çalışmalar :) Saolsun Microsoft.

Saygılarımla,
Yasin Koç.

Sayfa Seçiniz: << İlk Önceki

 

Kullanıcı Girişi

Kullanıcı Adı:
Şifre:

Bağlantılar

Since 2006. Powered By ysn © Rss