Yasin Koç'un Kişisel Günlüğüdür..

 

Yıl oldu 2014. Sanırım 15 yıldır bu işlerle uğraşıyorum yoğun olarak. Genel olarak var olan bütün sistemleri inceledim diyebilirim. Bazılarında yazılım, bazılarında web geliştirme üzerine çalışmalar yaptım. Linux'cu arkadaşlara ters gelecek belki ama bu zamana kadar o yaklaşım kadar işe yaramaz bişey daha görmedim..

Geliştiriciler toplanıyor bir işletim sistemi çıkarıyorlar, sonra da taa o yıllardan beri bunu geliştirmeye devam ediyorlar. Ne için? Sadece kendi kullanımları için. İş son kullanıcıya gelince hiçbirinin umrunda değil. Bedava ya, uğraşmak istemiyor kimse. Yıllardan beri söylüyoruz, az bi meblağ koy, bir dağıtım çıkar tamamen son kullanıcıya hitab eden, sat bunu. Vallahi tutar. Ama son kullanıcıya hitab etmeli! Adamı uğraştırmamalı! Adam formatı attıktan sonra aynı windowsdaki gibi driverlarını yükliyip işine bakabilmeli. Dos penceresi ile işi olmamalı. Sizin aptal aptal paketlerinizi derlemek zorunda bırakılmamalı. Bak android .apk yapmış, yap sende .exe benzeri bi paketleme sistemi, geliştiriciler sadece onu kullansın, son kullanıcı zorlanmasın. Tek tıkla yapsın şu yüklemeyi yani.. Ama yoook, su yu basacak, derlemeye girecek falan.. Nerde aptal iş, hepsi orda.. Ben geliştiriciyim, ben bile nefret ediyorum o işten.. 

Zaman değerlidir, insanların en kıymetli eşyasıdır zaman. Özellikle teknoloji bu kadar ilerledikten sonra, bu büyük hız yarışında zamanın önemi kendini kaça katladı kim bilir. Bu yüzden insanlar çok değerli zamanlarını böyle gereksiz şeylere ayırmak istemiyor normal olarak.. Ama bunu geliştiricilere bir türlü anlatamadık. Çok azı bunu anlayabildi.

Linux dunyasında çıtayı aşabilen, sistemi değiştirebilen tek bir yapı oldu, o da Android. Tabii ki Google faktörü. Şimdi dünyanın en çok kullanılan işletim sistemi. Ama onda bile bi upgrade işlemine gitmeye kalkınca insanı bazen zorlayabiliyor.. Neyse..

Gelelim dreambox denen zırvaya. Öncelikle bunların bi orjinalleri, bide klon cihazları mevcut. Noluyosa bu klonlar? Arkadaş, onu kullanmak linux yapılandırmaktan da zor. Modemde açık olan DHCP yüzünden, boxda bi ağ yapılandırmasına gitmeniz bile en profesyoneli için 5-10 dk alıyor. Bilmeyenin yapabilmesi mümkün değil, box ayarları otomatik alamıyor ki!. Önce bios yükler gibi image atıyosun flasha. Sonra bissürü eklenti ayarları. CCam ayarları. Bisürü uydu ayarları. Gerçek bir kurulum yok, hiçbir zaman olmadı.

Babam inadına iptv olayları yüzünden dreambox alıyor, bende deli gibi ayarlamaya çalışıyorum mecburen. Eski kutu vardı, tüm ayarları tamamdı. Şimdi hd kutuya geçti, tamamen değişik. Haydi bakalım yine en baştan uğraş. Cihaz nete bağlı, nete çıkacak bi tarayıcı yok. Youtube eklentisi yok. Eklenti indirecem diye download sekmesine giriyosun, bomboş ekran. Wireless var gözüküyor, bağlanmaya çalış başarısız. Pc de izlemek istersen öldün zaten, milyon tane ayrı ayrı ayar gerekiyor. Vs vs.

Demek istediğim şu: Bu aptallar bu cihazlar kullanılmasın diye mi uğraşıyor? Yahu azcık uğraş, işini düzgün yap, ticaretini yap şu işin, para kazan a be aptal gerizekalı herif!.

Batsın sizin açık kaynağınız..

Merhabalar,
Bu yazı sanırım baya reklam olacak ama yine de yazmam lazım. Hani yiğidi öldür ama hakkını yeme derler ya. Hak, haktır.

Uzun zamandır yabancı dizilere aşina, hatta hastası biri olarak bir türlü adam gibi dizi sitesi bulamadığım için dertliydim. Uzun uzun düşünürdüm, şu şöyle olsa, burası böyle olsa.. Yapsak böyle bi proje be! Elimin altında Ysp'de duruyor işte, çekirdeğe biraz json desteği, şaha kaldırırdı projeyi vs vs. diye söylenir dururdum ama çok emek isteyen bişey olduğu için hiç de gaza gelemedim. Kısa bi süre önce de sonunda birilerinin yaptığını gördüm.

Dizimag. Bulduğumdan beri inceliyorum da inceliyorum yani. Olması gerektiğini düşündüğüm herşey mevcut. Kusursuz, profesyonel, sert reklam politikaları ile birlikte sert yorum politikalarıyla kendini elitleştiren çok sağlam bir portal desem az olmaz. Gerçek HD yayını, ücretli ve doğru orantıda oldukça kaliteli alt yazı çevirileri de işin artısı. Sizi bilmem ama ben o kadar dizi sitesi gördüm, o kadar dizi izledim ama hepsinde HD yazmasına rağmen hiçbiri HD değildi. Dizimag'da HD ibaresi bulunan dizileri izlerken farkı anlayacağınızı garanti edebilirim..

Üye profilinden, arka plan özelleştirmesine; dizi yeni bölüm bildirilerinden, komple kategori bildirimine; Yapay Zeka robotu gibi aktivitelerle izlediğiniz film konularına göre dizi tavsiyelerine (gayet başarılı); dizi bölümleri arasında ilerleme, sezon atlama, part atlatma seçeneklerine; çeviri takip bilgilerinden, dizi rating bilgilerine; fragmanlarından, dizi yayın takvimlerine; dizi özel sayfalarından, dizi istatistik bilgilerine; bölüm içerisinde bölüm şarkıları bilgileri, kalite ayarlama özelliklerine; ve Sosyal ağlarda paylaşma olanaklarına kadar isteyebileceğiniz herşeyi akıl edip, yapmış, başarmış, elinizin altına sunmuş bir portal.
Kod tarafından inceleme fırsatım olmadı tabii ki ama orjinal bir proje olduğu da oldukça belli. (Umarım hazır bir script falan değildir, büyük bir hüsran olur benim için)
He, Facebook tarzı Bildirimler'ini de unutmamak gerek!

Neyse şiddetle tavsiyemdir dizikolikler için diyip yazımı burada noktalıyorum.

Sitenin yapımcılarından birileri bu yazıyı okursa eğer, projenin arka planı için beni aydınlatırsa memnun olurum. Oldukça merak ettim çünkü :)

Not: Projeyle uzaktan yakından alakam yoktur.

Bugün konumuz Pardus ve son yaşananlar.
Pardus'un en büyük sorunu, ismini belirli kitlelere duyurmuşken, devletin elinden çıkıp ticarete atılmamasıydı. İnsanlar sadece kendilerini kandırıyor open source kavramlarıyla. Para kazanmadan böyle büyük çaplı projeler yürümez. Devletin görevi, işe destek verip belirli kitlelere ulaşmasını sağlamaktır. Daha sonra iş, özel bir şirkete devredilir ve proje orada başarıya ulaşır.


Bugün Türkiye'de her alanda bu iş modelinin izlerini görebiliriz. Otoyollar, barajlar, fabrikalar ve aklıma gelmeyen bisürü şey. Tek sorun bilişim sektöründe devletten farklı bir vizyon beklememizdi, işte o vizyon bu kadar emekten sonra hüsrana uğradı. Şimdi anlayabilmişizdir umarım, kapitalist bir dünyada parasız işin olmadığını.

Kimi çevreler eminim bu yazımı yadırgıyacaktır, belki haklılar da. Pardus projesine de yakın değilim, bu bir gerçek. Ama bazı şeyleri görmek için yakın olmaya da gerek olmadığını düşünüyorum. Bu arada yakın değilim derken, üniversite yıllarımda Pardus'un baya reklamını yaptığımı, birçok kişiye de kullandırttığımı, öğrettiğimi belirteyim. Ama daha kendi bilgisayarımda bile tam performans alamadığım sistem için insanları sorunların içine sürüklemeye hakkım yoktu, ve nihayetinde ben de vazgeçtim..

Dediğim gibi iş ne kadar iyi olursa olsun, para kazanmak zorundasınız. Eğer proje içerisinde adam gibi bi iş modeli oluşturamadıysanız, o proje birgün sönüp gidecektir. Hele ki söz konusu kocaman bir işletim sistemi projesi ise vay halinize..

Başta da dediğim gibi devlet desteği bir yere kadar, zamanı geldiğinde de devletten uzaklaşmayı bilmeli bu işlerle uğraşan insanlar, yani biz.
Henüz sonlanmadı, geleceği ile ilgili net bir bilgi paylaşılmadı ama bu saatten sonra da olumlu bir gelişme olacağını pek sanmıyorum.

O yüzden bu proje, hepimize ders olmalı, aynı hataları yapmamalıyız. Aman Dikkat!
Kusurum olduysa affola.

Yasin Koç.

Merhabalar,

Kendi firmamızda kullandığımız bu ürün hakkında tecrübelerimi yazmak istedim. Yapmanız ve yapmamanız gereken bazı şeyleri size aktaracağım, bu yazıcıya sahipseniz yada 4in1 lazer yazıcı arıyorsanız okumanız tavsiyemdir..

Öncelikle Türkiye'de en yaygın yazıcı ağına sahip olan Hewlett Packard, bu ürünün üreticisi olduğu için direk artı puan kazanıyor bilindik bir marka olarak. Servis ağı çok güçlü. Müşteri Hizmetleri ulaşımı ve desteği iyi.

Ürün Fax, Yazıcı, Tarayıcı ve Fotokopi özelliklerini destekliyor (4in1). Çift taraflı baskı + network desteği + 128mb belleği ürünün kesinlikle albenisi. Renkli değil! Siyah beyaz printer ne yazıkki, renki lazer istiyorsanız fiyatlar 1500-2000 tl civarında. Ben bu ürünü İzmir'de Tekmar'dan 480 TL'ye satın aldım.

Montajı ve kurulumu oldukça kolay. Orjinal toneri 1000 civarında kağıt yazdırma kapasitesine sahip olarak geliyor.

Cihaz çok hızlı, ısınmasını beklemek gibi bişi yok, saatlerce kullanılmadıktan sonra bile yazıcıya iş gönderdiğinizde saniyeler içinde belgeyi hemen çıkartıyor.

Yazıcıya yazılımı haricinde (ağ kullanıyorsanız ve aktifse) tarayıcınızdan atadığınız ip adresini yazarak ulaşabiliyorsunuz (Örneğin: 192.168.1.50). Yazılımda yapabildiğiniz ayarların biçok kısmını da web arayüzünden yapabiliyorsunuz. Yazıcı Hp ePrint özelliğini destekliyor, ağa kurarken ePrint kurulumu yapıp, email adresinizi alınız, daha sonra bu emaile gönderdiğiniz emaili ve dosya eklerini anında çıkartabiliyorsunuz. (Örneğin, işyeriniz İstanbul'da, siz Antalya'da seyahattesiniz, Laptop'unuzdan hpeprint mail adresine atacağınız mailler işyerinizdeki yazıcınızdan çıkartılıyor otomatik olarak. Bence harika bir özellik, tavsiyemdir)

Unuttuğum tarafları var mı bilmiyorum, sormaktan çekinmeyiniz.

Gelelim yapılmaması gerekenlere..

Ürün yazılımını kaldırıyorsanız ve bilgisayarınız yazıcınıza usb den bağlıysa; önce bilgisayar ile yazıcı arasındaki bağlantıyı koparın, sonra kaldırma işlemini yapın. Aksi takdirde yazıcıda firmware hatasına sebep olabilirsiniz. Şahsen ben o hatayı yaptım ve 49 hatasını aldım, yazıcıdan işlev alamadım. HP Müşteri Hizmetlerinin harfiyen yardımı sayesinde tekrar kullanmaya başlayabildim. Ama illa ki bu hatayı bende tecrübe etmek istiyorum deyip de, 49 hatasını bi şekilde almayı becerirseniz ( :) ) çözümü için
Yazıcının pc ile olan bağlantısını sonlandırın, yazıcı açıkken toneri dışarı çıkarıp elinizle sağa sola sallayın bikaç kez, daha sonra toneri takıp yazıcının elektrik fişini çıkarın arkasından, OK tuşunun sağındaki sağ ok a ve alttaki X (iptal) tuşuna aynı anda basılı tutun, tuşlardan bi elinizi çekmeyin ve 2-3 sn bekledikten sonra arkadaki elektrik kablosunu takın, elinizi hala çekmeyin, yazıcı başladıktan sonra Permanent Storage Init. diye bi yazı yazıcak ekranında, bunu gördükten 2-3 sn sonra tuşlardan elinizi çekin ve bekleyin, bi süre sonra cihaz kendini yeniden başlatıcak, yeniden başlattıktan sonra sorun olup olmadığını öğrenmek için bi sınama sayfası yazdırın, olumluysa sorun çözülmüştür.

İşyerinizde ağ kurmak zorundasınız, gerekli ağ ayarlarını yaptınız yada yapmadınız, ondan önce bilmeniz gereken bişey var. Yazıcıyı ilk olarak bir bilgisayara usb ile bağlamalısınız. Ana makineye usb olarak kurulumu yaptıktan sonra, diğer bilgisayarlarda kurulum yaparken kurulum esnasında ağ yazıcısı olarak kuruluma geçin ve kurulumu o şekilde yapın. Bu sayede yazıcının tüm özelliklerine her bilgisayardan ulaşabilirsiniz.

Ağ ayarları için Modem arayüzünde iken LAN ayarlarından DHCP sunucusu bölümünde (Ağınız varsa zaten DHCP aktiftir) yazıcı ayarlarından ip adresini otomatik al işaretlenmişse; Modem arayüzünde yazıcının kodunu gördükten sonra aynı sütunda Rezerve adında bir buton vardır, o butona basarak o ip yi ona ayırınız. Eğer ip adresini otomatik al yapmamışsanız, DHCP havuzundaki herhangi bir ip no sunu vererek kullanabilirsiniz..

Unutmamanız gereken bana kalırsa en önemli şey; yazıcının kurulumunu Kurulum CD'sinden değil, ürünün kendi web sitesinden en güncel yazılımı Tam özellikli olarak indirin ve öyle kurulumu yapın.

Unuttuğum konular olabilir, sormanız gereken şeyler varsa lütfen sormaktan çekinmeyiniz. Bende halen özelliklerini devamlı kurcalamaktayım, sorularınızla beraber tecrübe eder, hatalarımızı gideririz.

Elimden geldiği kadar bişeyler anlatmaya çalıştım, yardımcı olabildiysem ne mutlu.
Görüşmek üzere.

Yasin Koç
PHP Developer - Ysp Owner

Gariptir.. Böyle bir hatanın yapılmaması gerektiğini web site işleriyle uğraşan az çok herkes bilir ama niyeyse e-ticaret sektöründe yer alan firmaların yaptığı en büyük hatalardan biridir.

Önce nasıl kalifiye müşterinin çekileceği konusunda bi bilgilendirme yazmamın faydası olur sanırım..
İnternetten ürün satışı yapan firmaların yapması gereken şey bellidir, satış yapabileceği kişilerin sitelerine ulaşması, gereksiz %nin düşürülmesi.
Strateji belli, Google Analytics'ten yardım alarak En iyi açılış sayfalarını değerlendirip, nedenini araştırarak, tüm sayfaları o seviyeye çıkarmaya çalışmak 1. kural.
2. kural; En iyi çıkış sayfalarını detaylıca inceleyip, kullanıcıların nedenini araştırmak ve sorgulamak vs.. ve bu sorunları gidermek.
Bana göre bu 2 kural, altın kuraldır. Sadece e-ticaretin değil, genelde web sitelerinin altın kuralı.

Hepsini yaptınız, çok iyi tasarıma sahipsiniz, elinizdeki yazılım tıkır tıkır, gerçek ziyaretçiler geliyor, yükseliyor artık.. Fakat istediğiniz seviyelerin çok altında. Nedenini merak ediyorsunuz ama işin içinden çıkamıyorsunuz. Reklamlarınız bile boşa gidiyor..
İşte nedeni: güven.


Ziyaret ettiğim çoğu alışveriş sitesindeki en büyük hata bu. Biz Türk insanı olarak -hatta tüm dünyada durum aynı- insanlar önce güvenmek istiyor, kredi kartını, hesaplarını, şifrelerini kaptırmak istemiyor.. Bunu sağlamak zorundasınız başka şansınız yok! Çok iyi bir Hakkımızda & Kurumsal sayfaları hazırlamalı ve firmanız hakkında bahsedebileceğiniz her türlü veriyi paylaşmanız gerekiyor. İşte bu da E-ticaret sektörünün Altın Kuralı. Ama girdiğim çoğu alışveriş sitesinde, basit gereksiz bir Hakkımızda sayfası mevcut nedense..
"Bilmem kaç % indirimlerle ürünleri size sunuyoruz, info@.....com  FalanFilan ©"

Ne zaman kurulduğu, ne iş yaptığı, açıklanabiliyorsa kimlerle ortak çalışıldığı, varsa sertifikalar, özellikle güvenlik sertifikaları, site üzerindeki ödeme seçenekleri, firma iletişim bilgileri, iletişim kurulabilecek çok amaçlı, gelişmiş iletişim form uygulaması, ofis ile bilgiler, maps'den konumu ile ilgili açık bilgi ve en önemlisi: Çok güçlü bir Müşteri Merkezi.

Sonuç olarak güven ilişkisi anahtarınız. O anahtarı kullanarak kapıyı açmak yada açmamak bütün mesele bu.

Son olarak E-Ticaret sektörüyle ilgili kişilere nacizane bir öneri:
E-Ticaret konusunda Türkiye'de yeni faaliyete geçen ve faaliyete başladığından beri çok iyi işler çıkaran E-ticaretMag sitesini kesinlikle inceleyin derim.

Düşüncelerim yettikçe açıklayıcı bilgiler sarfetmeye çalıştım, kusurum olduysa affola.


Yasin Koç.
YSP Project Owner

Merhabalar,

Bir Türk olarak hepimizin boynumuzun borcu olarak görüyorum ben bu tavsiye işini. 2 Türk girişimci arkadaş biraraya gelip, bir projeye girişmişler. İncelediğim kadarıyla başarılı olabilecek, iyi bi iş. Bize de destek vermek düşüyor.

Bahse konu siteye ulaşmak için buraya tıklayınız.

Girişimin sahipleri, Burak Aydın ve Behran Sert.

Proje, film değerlendirme projesi yada sosyal film projesi de denebilir sanırım. Üye olduktan sonra, filmlere puan verip yorumlarınızı yazabiliyorsunuz. Başkalarının oyladıkları filmleri beğenebiliyorsunuz, onlara ek yorumlar katabiliyorsunuz, yada ben de izledim seçeneği ile sizin duvarınızda da yer almasını sağlayabiliyorsunuz.. Bunların yanında kullanıcılar arasında takib etme ve takib edilme özellikleri de mevcut.

Sade bir tasarım, JQuery ile entegre edilmiş esnek, hızlı ve pratik bir çatı ve kullanım kolaylığı projeyi kullanışlı kılan seçeneklerden..

Eksiklerine yada bitmemiş özelliklerine bakacak olursak;
Şuan arama algoritması tam olarak çalışmıyor, arama işlevinde filmleri göremiyorsunuz. Filmlerinde eklenmesi gerekli tabii ki buna. Son günlerde Bildirim özelliği de eklendi fakat tasarım sorunu mevcut şuan üzerinde..
Site üzerinde yakında eklenicek güncellemelerden birkaçını görebiliyoruz fakat bazıları arka planda gelişmeye devam ediyor..

Belirtmekte fayda var, proje daha çok yeni ve o yüzden eksikleri ve hataları mevcut, olmalı da zaten. Bizim desteklerimizle, geri dönüşlerimizle hatalar ve eksiklikler giderilecektir eminim zamanla..

Başka örnekleri yokmuydu? Olabilir, olmuştur, vardır da. Fakat bu başarılı olmasına engel değildir, ki Türkiye'de başka bir örneği olduğunu sanmıyorum..

Son olarak projenin bir önizlemesini ekleyip, girişim sahibi arkadaşlara başarılar diliyorum ;)

Preview

 

Merhabalar,

Google Friend Connect'ten bayadır haberim vardı fakat ilgilenmiyordum. Bugün yeniden biryerde görmem dolayısıyla incelemeye giriştim ve baya gelişmiş olduğunu gördüm. Yaptığı şey sitenizi bir sosyal ağa dönüştürmek gibi bişey diye tanımlayabilirim sanırım.

Google Friend Connect'in eklendiği siteye Friend Connect üzerinden kaydolursanız, o site üzerindeki üyeleri görebiliyor, kişilerle iletişime geçebiliyor, sitede yazılanlara yorumlar bırakabiliyorsunuz vs .. Facebook'un toplamı gibi bişi düşünülmüş, gadget üzerinde hepsinin birleştirilmiş hali de var, ayrı ayrı sayfalara eklenen halleri de var.

Ben şimdilik Sosyal Çubuk adındaki Gadget'ı eklemeye karar verdim. Kendisi bahsettiğim tüm özellikleri Google üzerinde barındırıyor, siteden uzak erişim sağlanıyor. Bu seçimim üzerinde, sayfaları kalabalıklaştırmaktan nefret etmemin etkisi büyük tabii ki. Fakat bu çubuk üzerinde bulunan yorumlar kısmı çok hoş, bulunulan her sayfaya yorum bırakılabiliyor. Sayfalar arasına, ana sayfaya, istediğiniz her yere. Bir geri bildirim - feedback vari düşünebilirsiniz. Bence hoş bi özellik. Tabii ben sadece çubuk eklediğim için, bu çubuk üzerinde görüntülenebiliyor. Yorum gadget'ını direk ilgili yere bıraksaydım, sayfalar üzerinde face comments vari görünebilirdi...

Neyse test pilot uygulaması olarak yasinkoc.com.tr üzerinde yayına aldım, başarılı bi uygulama olursa ilerleyen zamanlarda gelişmiş olarak site içeriğine yayabiliriz.. Fakat şimdiki planım, yorum ekleme gibi yerlere facebook comments, login gibi özellikleri girmek. Malumunuz facebook, pazar lideri.

Son olarak site sahipleri için;
Bu işlerin YSP ile bi alakası yok, hizmete girişinizi yapıp, ayarlarınızı düzenledikten sonra size verdikleri kodu kopyalayıp, kaynak kodunuza yapıştırmanız yetiyor. YSP'de panelden 2 tıkla yapabiliyorum o ayrı :)

Saygılarımla,
Yasin Koç.


 

Kullanıcı Girişi

Kullanıcı Adı:
Şifre:

Bağlantılar

Since 2006. Powered By ysn © Rss